Diyafram

Nefes • Ritim • Alan • Basınç • Geçiş

Diyaframın İşi

Diyafram bedenin ortasında, göğüs ile karın arasında uzanır.

Nefes aldığında aşağı iner. Kaburgalar açılır, akciğerler genişler, karın içindeki yapılar bu harekete yer verir. Nefes verirken yeniden yükselir ve beden bir sonraki nefes için toparlanır.

Bu yüzden nefes yalnızca akciğerlerde gerçekleşen bir hava alışverişi değildir. Her soluk göğüs kafesini, karın duvarını, omurgayı, pelvik tabanı ve içerideki organları hareketin içine alır.

Diyafram Köprü’nün üst duvarıdır; aynı zamanda nefesle kurulan ritmin merkezidir. Sakin bir nefeste Köprü içindeki ilk belirgin hareket ve basınç değişimi onun aşağı inişiyle oluşur. Pelvik taban ve karın duvarı bu harekete uyumlanır; multifidus omurganın arka desteğini sürdürür. Diyafram yeniden yükseldiğinde basınç da hareket de yön değiştirir.

Diyafram iki alanı birbirinden ayırırken her nefeste yeniden birbirine bağlar.

Bedenin Fiili

İner. Alan açar. Genişletir. Basıncı taşır. Yükselir. Toparlanır. Ritmi sürdürür.

Diyaframın işi yalnızca nefes almak değildir. Almakla vermek, genişlemekle toparlanmak, hareket etmekle geri dönmek arasında bir ritim kurmaktır.

Nefes bedende tutulmak için alınmaz. İçeri girer, bütün yapıyı hareket ettirir ve yeniden dışarı çıkar.

Her alışın bir verişe, her genişlemenin bir dönüşe ihtiyacı vardır.

Mimari İşleyiş

Nefes bedenin içinde olanı saklamaz.

Tehdit yükseldiğinde nefes değişir. Kısalır, hızlanır, tutulur veya göğsün küçük bir alanına sıkışır. Beden kendini korumaya hazırlanırken diyaframın hareketi de bu hazırlığın bir parçası olur.

Bu yanlış bir yanıt değildir. Beden kaçmaya, mücadele etmeye veya darbeye hazırlanmaya çalışıyordur.

Sorun, tehlike geçmesine rağmen nefesin aynı yerde kalmasıyla başlar.

Diyafram yeterince hareket etmediğinde beden nefesi başka yollarla sürdürür. Boyun, göğüs, bel ve karın duvarı daha fazla çalışmaya başlar. Başlangıçta bedeni koruyan bu değişim zamanla bedenin olağan nefesine dönüşebilir.

Artık yalnızca bir kas gergin değildir. Beden, her nefeste aynı korunma biçimini yeniden kuruyordur.

Diyaframın hareketi burada yaşamla ilgili de bir alan açar:

İçeri alabiliyor musun?
Aldığına yer verebiliyor musun?
İşin bittiğinde bırakabiliyor musun?
Yoksa beden hâlâ çoktan geçmiş bir an için nefesini mi tutuyor?

Döngü

Alarm nefesi değiştirir. Değişen nefes kas tonusunu, basıncı ve bedenin içinden gelen bilgiyi etkiler. Bu yeni bedensel hâl sisteme alarmın sürdüğünü düşündüren yeni bir zemin oluşturur.

Beden tehdit yüzünden nefesini daraltır; daralan nefes de bedene tehdidin henüz bitmediğini anlatır.

Tekrar edilen bu yol zamanla mimari hafızaya yerleşir. İnsan artık yalnızca zor anlarda değil, dinlenirken, yürürken, konuşurken ve uyurken de aynı nefesi taşımaya başlar.

Bir zamanlar koruyan nefes, yaşamın olağan ritmine dönüşür.

İnşa Alanı

Çözüm daha fazla hava almak değildir.

Nefesi büyütmeye çalışmak, sürekli derin solumak veya bedeni gevşemeye zorlamak da başka bir kontrol biçimine dönüşebilir.

İnşa, nefesin yeniden hareket edebileceği alanı kurmaktır.

İyi nefes her zaman en derin nefes değildir. Gerektiğinde büyüyen, gerektiğinde küçülen; hızlandıktan sonra yavaşlayabilen ve tutulduktan sonra yeniden akabilen nefestir.

Diyafram hareketini geri kazandıkça Köprü’nün diğer parçaları da bu harekete daha düzenli karşılık verir. Basınç tek bir noktaya yığılmak yerine bütün yapıya dağılır.

Beden her nefeste kendini zorla sakinleştirmez. Alarmın bittiğini yeniden öğrenir.

Kendine Bakarken
  • Hangi durumlarda fark etmeden nefesini tutuyorsun?
  • Nefesin bedeninde ne kadar yer kaplıyor?
  • Nefes almak için boynunu, göğsünü veya belini zorlamak zorunda kalıyor musun?
  • Nefes içeri girdiğinde bedenin ona yer açabiliyor mu, yoksa hemen geri mi gönderiyor?
  • Nefes verdikten sonra oluşan boşlukta kalabiliyor musun?
  • Nefesin bugün içinde bulunduğun koşula uyum sağlayabiliyor mu?
Kaynaklar

Bu bölümdeki sembolik düşünce kalıpları Louise Hay ve Inna Segal gibi kaynaklar temel alınarak değerlendirilmiştir.

Bu kaynaklar tıbbi neden olarak kullanılmaz.

Sembolik kaynaklar anlam alanı açar.
Klinik kaynaklar sınır çizer.
KÖKEN, ilişkiyi görünür kılar.