Sindirim Sistemi

Alma • Ayırma • Dönüştürme • Özümseme • Bırakma

Sindirim Sisteminin İşi

Sindirim sistemi alınanı hareket ettirir, parçalar, dönüştürür ve bedenin kullanabileceği hâle getirir. Gerekeni emer; suyu ve besinleri dolaşıma katar; geriye kalanı uzaklaştırılmak üzere ilerletir.

Bu iş yalnızca mide ve bağırsaklarda gerçekleşmez. Ağız, yemek borusu, mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi ve pankreas aynı sürecin farklı görevlerini taşır.

Kas hareketleri besini ilerletir, salgılar onu parçalar, bağırsak yüzeyi gerekeni emer. Sinirler ve hormonlar bu hareketin hızını, zamanlamasını ve birbirini izleyen aşamalarını düzenler.

Sindirim, yalnızca içeri almak değildir. Alınanı ayırmak, kullanmak ve işi biteni bırakmak aynı hareketin parçalarıdır.

Bedenin Fiili

Alır. İlerletir. Parçalar. Ayırır. Dönüştürür. Emer. Dolaşıma aktarır. Yoğunlaştırır. Bırakır.

Sindirim sistemi alınanın tamamını bedende tutmaz; gerekeni ayırır, işe yarayanı özümser ve kalanı ilerletir.

Mimari İşleyiş

Sindirim sistemi dış dünyadan gelen bir maddeyi bedenin parçası hâline getiren en büyük temas alanlarından biridir. Bu yüzden yalnızca besinle değil; bağışıklık, sinir sistemi, hormonlar, dolaşım ve bedenin enerji düzeniyle birlikte çalışır.

Bağırsak duvarındaki enterik sinir sistemi hareketi, salgıyı ve bölgesel kan akışını düzenler. Beyin ile bağırsak arasındaki iletişim çift yönlüdür. Vagus siniri bu iletişimin önemli hatlarından biridir; fakat bütün ilişkiyi tek başına taşımaz.

Tehdit algılandığında beden önceliklerini değiştirir. İştah, hareket, salgı ve sindirim ritmi de bu değişimden etkilenir. Bazen sistem hızlanır, bazen yavaşlar, bazen de alınana karşı daha hassas hâle gelir.

Bağırsaktan gelen bilgi de bedenin hâlini etkiler. Açlık, tokluk, ağrı, şişkinlik, bulantı veya uzun süren rahatsızlık dikkati, duyguyu ve görülebilen seçenekleri değiştirebilir.

Bedenin burada yaptığı iş yaşamda da bir okuma alanı açar: Neyi alıyorum? Neyi ayırıyorum? Neyi kendime katıyorum? Neyi artık taşımam gerekmediği hâlde bırakamıyorum?

Döngü

Bir olay alarmı yükselttiğinde nefes, karın duvarı, iştah ve bağırsak hareketi değişebilir. Oluşan bedensel rahatsızlık yeni bir tehdit gibi algılanabilir; kişi yemeyi, hareketi, teması veya bulunduğu ortamları daha fazla kontrol etmeye başlayabilir.

Kısa vadede rahatlatan seçimler zaman içinde beslenme düzenini, hareketi, uykuyu ve sosyal yaşamı değiştirebilir. Yeni koşullar sindirim sisteminin karşılaşacağı bir sonraki zemini şekillendirir.

Burada tek bir döngü yoktur. Bazı bedenler hızlanır, bazıları yavaşlar; bazıları tutar, bazıları çabuk bırakır. Önemli olan yalnızca sonucun adı değil, sistemin o sonuca hangi yoldan geldiğidir.

Sindirim yalnızca alınanın ne olduğuyla değil, onun hangi koşullarda karşılandığıyla da şekillenir.

İnşa Alanı

İnşa, sistemin nerede zorlandığını görmekle başlar: alma sırasında mı, ayırırken mi, dönüştürürken mi, ilerletirken mi, bırakırken mi?

Sindirim sistemi beslenme, uyku, hareket, ilaçlar, hastalıklar, yaşam koşulları ve tehdit düzeninden ayrı çalışmaz. Kişinin günlük düzeninde taşıdığı tekrarlar da burada görünür hâle gelir.

Diyaframın hareketi, karın duvarı ve pelvik taban sindirimin gerçekleştiği fiziksel alanı taşır. Köprü bu alanı zorla yönetmez; nefes, basınç ve hareket için daha düzenli bir taşıma alanı kurar.

İnşa, her şeyi içine almak değildir. Alınanı ayırabilmek, gerekeni özümsemek ve işi biteni zamanında bırakabilmektir.

Kendine Bakarken
  • Bedenin hangi koşullarda sindirim ritmini değiştiriyor?
  • Rahatsızlık başladığında nefesinde, karın duvarında ve hareketinde ne değişiyor?
  • Hayatında neyi ayırmadan bütünüyle içine alıyorsun?
  • Neyi kendine katıyorsun, neyi yalnızca taşımaya devam ediyorsun?
  • Kontrol etmeye çalıştıkça hangi döngü daha da belirginleşiyor?
  • Almakla bırakmak arasındaki ritmini ne belirliyor?
Kaynaklar

Bu bölümdeki sembolik düşünce kalıpları Louise Hay ve Inna Segal gibi kaynaklar temel alınarak değerlendirilmiştir.

Bu kaynaklar tıbbi neden olarak kullanılmaz.

Sembolik kaynaklar anlam alanı açar.
Klinik kaynaklar sınır çizer.
KÖKEN, ilişkiyi görünür kılar.