Bağışıklık sistemi bedene ait olanı, yabancı olanı, zarar vereni ve birlikte yaşanabilecek olanı ayırmaya çalışır. Miyelin sinir lifini çevreleyerek mesajın dağılmadan ilerleyebileceği bir sınır kurar.
MS’te koruyan sistem, iletiyi koruyan yapıya yönelir. Koruma ile bağlantının devamı aynı bedensel hareket içinde karşı karşıya gelir.
Sembolik okumada asıl soru yalnızca katılaşmak değildir:
Katılaşarak neyi korumaya çalışıyorsun ve bu sırada hangi iletişimi kesiyorsun?
Yaşanan bir olay kalıcı bir iz bıraktığında, sonraki karşılaşma yalnızca bugünün koşullarıyla okunmaz. Eski olayın içinden çıkarılan kural da bugüne gelir:
“Bir daha buna izin vermeyeceğim.”
“Geri adım atarsam güçsüz görünürüm.”
“Yardım istememeliyim.”
“Ne olursa olsun devam etmeliyim.”
Bir zamanlar koruyan bu kurallar tekrarlandıkça mimari hafızada iz bırakır. Aynı cevaba dönmek kolaylaşır ve mimari eğilim oluşur. Kural yeni koşullara göre değişemeyecek kadar sabitlendiğinde hareket alanı daralır; mimari kilitlenme başlar.
Katılık her zaman dışarıdan sert görünmez. Bazen kişinin kendini sürekli zorlaması, herkesi ve yapılması gerekenleri kendinden önce tutması, yorulduğunu kabul etmemesi veya yeterli olduğunu kanıtlamak için durmadan çalışmasıdır.
Yetersizlik, utanç ve suçluluk bu düzeni içeriden sürdürebilir. Kişi durduğunda kendini suçlar, ihtiyacını göstermekten utanır veya ancak daha fazla yük taşıdığında yeterli olacağına inanır.
Burada güç, devam edebilmekle özdeşleşir. Durmak, yardım almak, fikrini değiştirmek, sevgiyi göstermek veya başka birinin yaklaşmasına izin vermek zayıflık gibi hissedilir.
Esnemek güç kaybı gibi algılandığında, korunmak için kurulan çerçeve iletişimi ve hareket alanını daraltır.
Sınırı korumak için bağlantı kesildiğinde kişi yalnızca başkalarından uzaklaşmaz. Kendi ihtiyacını ve yorgunluğunu fark etmesi, bedeninden gelen bilgiyi duyabilmesi de zorlaşır. Beden durmayı isterken kişi devam eder; yardım gerektiğinde yükü tek başına taşır; eski kural bugünkü kapasitenin önüne geçer.
Esneklik her şeye açık kalmak veya kurallarından bütünüyle vazgeçmek değildir. Değişen koşullar içinde kuralı yeniden değerlendirebilmek, fikrini değiştirebilmek ve sınırı korurken bağlantıyı sürdürebilmektir.
Bu işleyiş bedende tek bir yoldan ilerlemez.
Y₁’de bağışıklık yanıtı ile merkezi sinir sistemindeki değişim aynı sürecin parçalarıdır. Sinirsel iletimdeki değişim yorgunluğu, uykuyu, mesane ve bağırsak işlevlerini, cinsel işlevi ve kişinin gün içindeki gücünü etkiler.
Y₂’de bu değişimin kaslara, kas tonusuna, dengeye, duruşa ve harekete yansıması görülür. Bir bölge görevini yeterince sürdüremediğinde başka bölgeler işi karşılamaya çalışır. Hareket devam eder fakat daha fazla çaba isteyebilir.
Köprü, iç sistemdeki değişim ile dışarıdaki hareket arasında fiziksel bir taşıma alanı kurar. Denge, kas kontrolü ve solunum değiştiğinde diyafram, TVA, multifidus ve pelvik taban arasındaki ritim de etkilenir. Gövde, hareketi sürdürebilmek için gereğinden fazla sıkılabilir veya gereken desteği zamanında kurmakta zorlanabilir.
İç sistem, dış sistem, Köprü, günlük hareketler ve yaşam koşulları böylece aynı mimarinin içinde birbirini etkiler.