Mide

Karşılama • Genişleme • İşleme • Dönüşüm • Aktarma

Midenin İşi

Mide, yemek borusundan gelen yiyecek ve sıvıları alır. Gelen için gevşer ve genişler; onu bir süre tutar. Kas hareketleriyle karıştırır, mide asidi ve enzimlerle parçalamaya başlar.

Üst bölümü gelen içeriğe alan açar. Alt bölümü onu karıştırır ve öğütür. İşlenen içerik bir anda değil, küçük parçalar hâlinde ince bağırsağa aktarılır.

Mide yalnızca parçalamaz. Kendi dokusunu asit ve enzimlerden koruyan bir sınır da kurar. Dönüşümü sürdürebilmesi, yaptığı iş kadar kendini koruyabilmesine de bağlıdır.

Bu işi tek başına yapmaz. Ağız, yemek borusu, ince bağırsak, pankreas, karaciğer, sinir sistemi ve hormonlar aynı sindirim sürecinin içindedir.

Bedenin Fiili

Alır. Gevşer. Genişler. Tutar. Karıştırır. Parçalar. Korur. Aktarır.

Mide, geleni olduğu gibi bir sonraki aşamaya bırakmaz. Onun için alan açar, bir süre üzerinde çalışır ve geçebileceği hâle getirir.

Gelenle birlikte genişler fakat kendi yapısını kaybetmez. Aldığını işler, dönüştürür ve zamanı geldiğinde bir sonraki aşamaya aktarır.

Mimari İşleyiş

Mideyi yalnızca “hazmetmek” veya “kabul etmek” üzerinden okumak, yaptığı işi daraltır.

Midenin ilk hareketlerinden biri gelen için alan açmaktır. Genişlemek burada sınırını kaybetmek değil; yeni geleni taşıyabilecek esnekliği kurmaktır.

Bir şeyi işlemek, onu kabul etmekle aynı şey değildir. İnsan bir şeyi kabul etmese de onu anlayabilir, parçalarına ayırabilir, bağlamına yerleştirebilir ve hayatında nereye koyacağını belirleyebilir.

Yeni olanı daha yaşanmadan geçmişteki bir sonuca bağlandığında ise gelen gerçekten işlenmez. Dün oluşan sonuç, bugünkü deneyimin önüne geçer. Olanı tanımadan ne olduğuna karar vermek, yeni deneyime açılabilecek alanı kapatır.

Böylece yalnızca farklı bir sonuç ihtimali kapanmaz. İnsan genişlemeyi, deneyimi, olanı ve içinde bulunduğu anı da kaçırır.

Midenin alan açması, korumasını bırakması anlamına gelmez. Sınır dönüşümü durdurmaz; onun yapıya zarar vermeden gerçekleşebileceği alanı kurar.

Döngü

Dün bir eylem belirli bir sonuç doğurduğunda, sistem bugün aynı eylemin yine aynı sonucu doğuracağını varsayabilir.

Yeni durum daha yaşanmadan eski sonucun içinden okunursa; beden de yalnızca karşısındaki olana değil, gerçekleşmesini beklediği sonuca da hazırlanır. Bu hazırlığın içinde iştah, mide hareketleri ve boşalma düzeni değişebilir.

Kişi deneyime girmeden geri çekildiğinde, kapandığında veya aynı eski yolu seçtiğinde farklı bir sonuç oluşmaz. Yeni bir bilgi ortaya çıkmadığı için geçmişteki hüküm doğruymuş gibi yerinde kalır.

Döngü geçmiş her zaman tekrar ettiği için değil; bugüne farklı olma fırsatı verilmediği için sürer.

İnşa Alanı

İnşa, yeni olanı daha yaşanmadan kapatmamakla başlar.

Gelenle karşılaşmak, onu işlemeye zaman tanımak ve bugünkü cevabı bugünün içinde kurmaktır.

Esneklik; gelenle birlikte genişleyebilmek, dönüşüm sürerken sınırını koruyabilmek ve iş tamamlandığında yeniden kendi biçimine dönebilmektir.

Mide gelen için genişler, onu dönüştürür, aktarır ve yeniden boşalır. İnşa, aldığın şeyin sende gerçekten bir deneyime dönüşmesine ve bu deneyimin sana yeni bir alan kazandırmasına izin vermektir.

Kendine Bakarken
  • Yeni olanı daha yaşamadan, geçmişin sonucuna göre mi okuyorsun?
  • Karşındakini olduğu hâliyle görmeye mi çalışıyorsun, yoksa ne olduğunu baştan bildiğini mi düşünüyorsun?
  • Katılmadığın bir şeyi de anlayacak kadar alan açabiliyor musun?
  • Peşin hükümler yüzünden hangi deneyimleri kaçırıyorsun?
  • Genişlerken kendi sınırını da koruyabiliyor musun?
Kaynaklar

Bu bölümdeki sembolik düşünce kalıpları Louise Hay ve Inna Segal gibi kaynaklar temel alınarak değerlendirilmiştir.

Bu kaynaklar tıbbi neden olarak kullanılmaz.

Sembolik kaynaklar anlam alanı açar.
Klinik kaynaklar sınır çizer.
KÖKEN, ilişkiyi görünür kılar.